Herkese Merhaba,

Bu yazımda iki tane çok sevdiğim oyuncunun başrol olduğu şahane bir dizi olan The King Eternal Monarch’tan bahsedeceğim. Senaryosuyla izleyiciyi her an diri tutan bir diziydi. Her saniyesinde bir gizem bir olay saklıydı. Bölüm içeriklerinin çok yorucu olmasına rağmen kısa bir sürede bitirmiştim. Hatta uzunca bir süre başka bir diziye başlayamamıştım daha iyisini gelmez diye. Şimdi dizinin biraz konusundan bahsedeyim.

The King Eternal Monarch

The King Etenral Monarch Konusu

Dizi, hala krallıkların devam ettiği paralel bir evren ile cumhuriyetlerin olduğu günümüz evrenini konu alıyor. Paralel evrende Kore bir bölünme yaşamamış ve Kuzey-Güney olarak bölünmemiştir. Birde günümüz Kore’si Kore Cumhuriyeti bulunmaktadır. Ancak özel bir gücü olan flüt evrenler arasında kapı açabilmektedir. Bu flüte sahip olmak isteyen Kore Kralının üvey kardeşi, bir gece darbe yaparak Kralı öldürür ve buna kralın oğlu şahit olur. Ancak beklenmedik bir kişinin gelmesiyle olaylar planladığı gibi gitmez ve flüt iki parçaya ayrılır. Kralın üvey kardeşi flütün bir parçasıyla Kore Cumhuriyetine geçer. Kralın oğlu hayatı boyunca o gece yaşananlara cevap arar ve nihayet bunun için bir kapı açılır. İyiliğin ve kötülüğün bir birine karışacağı bir savaş başlar.

The King Eternal Monarch Karakterler

Lee Gon : Paralel bir evrende Kore Krallığının Kralıdır. Üvey amcası tarafından gözleri önünde babası öldürülmüştür. Babasının ardından amcası onu da öldürmeye çalışmıştır ancak beklenmedik bir kişi hayatını kurtarır. Bu kişi giderken ardından sadece bir polis kimliği düşürür. Lee Gon 25 yıl boyunca kimliğin sahibini arar ve onun kimin kurtardığını bilmek ister. En sonunda tüm sorularının cevabını bulabileceği bir kapı açılır. Tahmin ettiğinden de büyük bir savaşa girer.

Jung Tae Eul : Günümüz dünyasında yaşayan bir polistir. Lee Gon’un 25 yıl boyunca aradığı kimliğin sahibidir. Sonunda Lee Gon ile karşılaşırlar ancak Jung Tae Eul olaylardan bi haberdir. Bu bilinmedik dünyadan gelen yabancı ile hayatı tahmin edemeyeceği kadar değişecektir.

Lee Rim : Kore Kralının üvey kardeşidir. Flüte ve tüm güce ulaşmak için kardeşini öldürür. Ancak işler istediği b-gibi gitmez ve kaçmak zorunda kalır. Flütün yarısı ile paralel bir evrene geçer ve kendine burada bir ordu kurarak savaşa hazırlanır.

Jo Eun Seob : Lee Gon’un en yakın koruması ve arkadaşıdır. Onun için yapmayacağı şey yoktur.

The King Eternal Monarch İnceleme

Gerçekten her saniyesinde çok dikkat gerektiren bir diziydi. İlk bölümlerde olayları yakalamak biraz zorlayıcı ancak sabırlı olup olayları yerine oturtunca sürükleyicilik kazanıyor. Lee Gon rolünü Lee Min Ho’dan başkası taşıyamazdı. Tam bir kraldı gerçekten. Oyunculuklar çok iyiydi, senaryosu uzun zaman sonra gördüğüm en kaliteli senaryoydu. Bölüm akışları, müzikler diziye bambaşka bir boyut katmış. Yan karakterlerin hikayeleri de ana karakterlerin hikayeleri kadar şok edici ve ilgi çekiciydi. Bir yerinde bile sıkıldığımı hatırlamıyorum. Sadece bazen o kadar gizem biraz ağır geliyordu.

The King Eternal Monarch

Lee Gon ve Jung Tael Eul’un ilk karşılaştıkları zaman aralarında yaşananlar çok komikti. Lee Gon’un kendini anlatmaya çalışması, Jung Tae Eul’un inatçı tavırları eğlenceliydi. Jo Eun Seob’u canlandıran Woo Do Hwan’ın oyunculuğunu zaten çok severdim, burada bir kez daha hayran kaldım. Kendi kopyasıyla karşılaştıkları anlar dizinin en komik sahnesi olabilir.

The King Eternal Monarch

İki evrende bulunan birbirinin kopyası insanların DNA’larının farklı olma detayını çok sevdim. Böylelikle ortadaki gizemler aralanmaya başladı. Lee Gon ve Tae Eul arasındaki ilişkide çok güzel, derin ve anlamlıydı. Lee Gon’un ona bakışları bile iç ısıtıyordu.

Lee Gon ve Jung Tae Eul

The King Eternal Monarch’ın Mükemmel dizayn edilmiş bir senaryosu vardı. Zaten başrolünde bu iki ismin olduğu kalitesiz bir dizi izlemedim. Başlarken beklentim çok yüksekti ve bu beklentimi de karşıladı. Müzikleri diziyi alıp başka yere götürmüştü resmen. Adrenalini çok yükselten müzikler seçmişlerdi. Araya yerleştirdikleri savaş sahneleri de izlemeye değerdi. Savaş sahneleri sayısının çok tutulmamasını sevdim. Çünkü dizinin asıl havası o zaman bozulabilirdi. İşin gizem tarafı daha ağır tutulmuştu.

Heyecanı ve gizemi dorukta bir dizi izlemek istiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.

The King Eternal Monarch Hakkında Görüşlerim

Son bölümlere kadar senaryoda hiç bir eksiklik olduğunu düşünmemiştim. Ama bir yerden sonra ya ben yakalayamadım ya da mantık hataları vardı. Mesela bu geçiş kapısı ilk ne zaman açıldı? Aslında her ikisi de daha önce kapıdan geçmişler ve paralel evrene gitmişler. Yani kralı kurtarmaya gelen kendi ise en başta o geceden kurtulup nasıl gitti. Sanki bu evrenden evrene geçiş olayı içinden çıkılmaz bir döngüye giriyor. Hain amca darbe yapmaya giden kendi tarafından öldürülüyor. O gece darbeyi kim kaç kere yaptı? Kafam o zamanda çok allak bullak olmuştu şuan yazarken de. Birde Bu kapı demek ki yüz yıllardır açılıp kapanıyor. Kaç kişi gidip gelmiş iki dünya arasında. En çok saray hanımına şok oldum. Bir de hiç bir şey bilmiyor gibi davranıyordu.

Her ne kadar diziyi anlamak için çok yorulsam da severek izlemiştim. En sevdiğim diziler arasındadır kendisi.